KURUCUMUZ

Mecit Çetinkaya / Bir Denizci Beyi

Hepimiz hayatta öncelikle bizi tanımlayan kimliklerimizle var oluruz. İsmimizle başlayan bu hikaye zamanla ailemiz, yaşadığımız coğrafya, yaptığımız iş ve ürettiğimiz değerlerle devam eder. Zaman içinde kazandığımız değerler ve bizimle özdeşleşen her ayrıntı artık bizi ifade eden kimliklerimizdir. Kimliğimizin hikayesi aynı zamanda haza Bir Denizci Beyi olan Mecit Çetinkaya’ nın hikayesidir. Mecit Çetinkaya’ nın hikayesi ise Türkiye’ nin ve Türkiye denizcilik tarihinin de bir nevi özetidir…

 

BİR ASIR AŞAN TARİHİMİZ

Şirketler grubumuzun kurucusu Mecit Çetinkaya 1912 yılında Anadolu’nun doğusunda Kelkit’ de dünyaya gelmiştir. İnsanlık tarihinin yaşadığı en büyük savaşla dünya karanlığa gömülürken, Mecit Çetinkaya’ da bu felaketten payına düşeni almıştı. 1917 yılında Doğu Cephesinde süren savaşın yarattığı yıkımda annesi Havva Hanım, babası Abdullah Efendi, kardeşleri Melek, Fatma, Felek, Nigar, Mustafa ve amcası İbrahim’i kaybetmiştir. Henüz beş yaşındayken yaşadığı bu trajedilerle tüm ailesini kaybeden Mecit, kimsesiz kalmıştır.

Doğu Cephesi Kumandanı Kazım Karabekir Paşa’nın himayesinde savaşta yetim ve kimsesiz kalan, sayısı yaklaşık altı bini bulan çocuktan biri olan Mecit, İstanbul’ da bir yetimhaneye getirilmiştir. Burada, çeşitli meslek dallarında temel eğitim almaları sağlanan çocuklarla bir arada geçirdiği birkaç ayın ardından, Galata günleri başlar. Henüz yaşı çok küçük olduğu için bir aile tarafından devlet evlatlık garantisi ile evlatlık olarak alınmıştır. Ancak ailenin maddi imkanlarının kısıtlı olması nedeniyle İnebolu’ nun Çerçille (Gökbel) köyünde yaşayan akrabalarının yanına verilmiş, böylece hayatında yepyeni bir dönem başlamıştır.

BİR DENİZCİ BEYİ DOĞUYOR…

İsfendiyar Dağlarının eteklerinde, Karadeniz kıyısındaki bu köyde yeni ailesi Fatma ve İsmail Bozkurt ile başladığı hayatında kaderini artık kendi elleriyle çizecektir Mecit. Henüz çocuk yaşında İnebolu’ da deniz taşımacılığı yapan kaptanların yanında başladığı denizcilik hayatı, zamanla onu dünya denizlerinde gemileri yüzen bir kaptana dönüştürecektir. Ancak o tüm bunlardan habersiz, sadece önüne çıkan yeni hayata adapte olmaya çalışan kimsesiz bir çocuktur o yıllarda. İnebolulu tüm kaptanlar ve denizciler tarafından takdir edilen, çalışkanlığı ve keskin zekasıyla kısa zamanda herkes tarafından kabul gören genç bir adama dönmüştü. Artık kumandası kendisine verilen mavna ve teknelerde kaptanlık yapıyor, yalnız başına uzak seferlere çıkıyordu.

Türk Kurtuluş Savaşı’nın(İstiklal Harbi) en önemli cephelerinden biri olan İnebolu’ da, savaşın seyrini etkileyecek en önemli ihtiyaç olan silah ve mühimmat nakliyesinde, en önemli rolü oynamış İnebolulu kahraman mavnacılar arasında yer aldığı bu yıllar, ülkenin kaderini değiştirmiştir. Cumhuriyet’ in kuruluşunun ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi(TBMM) tarafından İstiklâl Madalyası taltif edilmiştir. İnebolu Mavnacılar Loncasına verilen bu beyaz şeritli altın madalya ve berat, Mecit Kaptan’ ın da de içlerinde yer aldığı mavnacıların şahsında tüm İnebolu halkına verilmiş bir madalyadır.

18 yaşına geldiğinde köyün ileri gelenlerinden ve Karadeniz’in Barbaros’ u olarak bilinen Gazi Kadir Ağa ve eşi Kamile Tepe’ nin dört kızından en küçüğü olan Hatice ile evlenmiştir. 1935 yılında 4 yıl sürecek askerlik görevi için evinden ayrılan Mecit Kaptan, Trakya’ da süvari olarak vatanına hizmet ettikten sonra, ailesini daha iyi imkanlar içinde yaşatmak ve ideallerini gerçekleştirmek için İstanbul’ a dönmüştür. Çeşme Meydanı( Galata) ve Yağkapanı İskelesi’ ndeki mavnalarda çalışmaya başlayan Mecit, küçük yaşından beri denizde edindiği bilgi ve tecrübelerle burada da kısa zamanda kendini sevdirip, saydırmıştır. Tüm idealini kendi işini kurmak ve büyütmek üzerine kuran Mecit Kaptan, Karadeniz ve Marmara’ da çıktığı uzak seferler boyunca kazanıp biriktirdikleriyle bir mavna satın alarak kendi işini kurmuştur. Zamanla da yeni mavnalar ve römorkörler satın alarak işlerini büyütmüştür.

İşlerini büyüten Mecit Çetinkaya çıktığı uzak seferlerin birinde, İğne Ada’dan yüklemiş olduğu odun ve tomrukları naklederken Karadeniz’de Ruslar tarafından mavnası torpillenmiş ve kendisi dışında teknede bulunan herkes hayatını kaybetmiştir. Mecit Kaptan kendine geldiğinde denizde bulduğu bir kalasa tutunmuş, batan mavnanın yarı parçalanmış sandalına kendisini yaralı vaziyette atarak canını kurtarabilmiştir. Günlerce aç, susuz ve soğukla mücadele ederek kıyıya ulaşabilmiştir. Daha sonra kara yoluyla  ailesinin İstanbul’da ikamet ettiği evine gelebilmiştir. Ailesinin artık öldüğüne inandığı bir anda geri dönen Mecit Kaptan’ın gelişi, eşi Hatice için aslında tarihin tekerrürüdür. Savaş yıllarında, Hatice henüz çocukken, babası Gazi Kadir Ağa, Karadeniz’de oğlu Mehmet ile bir seferdeyken Ruslara esir düşmüşlerdir. Hatice, annesi ve kardeşleri, yalnız başlarına kalarak yıllarca yaşam mücadelesi vererek hayatlarını yoksulluk ve acılar içinde geçirmişlerdir. Kadir Kaptan ve oğlu, yaklaşık dokuz sene sonra Rusya’daki bu esaretten kurtulup köylerine dönebilmişlerdir.

Bu olaydan sonra kendine zaman ayıran Mecit Çetinkaya, mavnacılığı geliştirmek için yeni arayışlara başlamıştır. Böylece iş hayatında gerçekleştirdiği en önemli yeniliklerden birini, römorkörlerin çektiği, o zamanlar makinesi olmayan mavnalara makineler taktırıp, bunların römorkörlere bağlılıklarını bitirerek  sektöre sunmuştur. Gerçek ve büyük bir reform niteliği taşıyan bu girişim, zamanla ülkenin deniz taşımacılığının kaderini değiştirmiştir. Bu reformla birlikte işlerini daha da büyüten Mecit Çetinkaya, Fermeneciler Sokağı’ nda bir iş hanı ile birlikte kıyıdaki dubaları satın almayı başarmıştır.

MOTORLU MAVNA REFORMUNUN ÖNCÜLÜĞÜNDE MODERN GEMİLERE…

Mecit Çetinkaya’nın geliştirdiği motorlu mavnalar reformu Türkiye’de yeni bir sektörün doğuşuna yol açmıştır. Motorlu deniz vasıtası sahibi olanlar sonraları saç teknelere dönerek armatörlüğe ilk adımlarını atmışlardır. Mecit Kaptan’ın sahibi olduğu mavnalar, 1940’lı yıllardan başlayıp 1.Boğaz Köprüsü’nün yapımına kadar İstanbul limanlarına gelen tüm gemilerin limbo ve nakliyelerinde önemli rol oynamıştır. İstanbul’a gelen bütün gemiler o zamanlar sadece Haydarpaşa ve Salı Pazarı Limanlarına yanaşıyor, yetersiz gelen limandan dolayı bir çok gemi açıkta demirliyordu. Bütün bu gemilerin boşaltılması bu ağaç motorlar sayesinde yapılabilmiştir. Hatta o zamanlar mavnacılığın ne kadar önemli olduğunu Mecit Çetinkaya bir gazetede çıkan demecinde: “Mavnalarım olmasa İstanbul aç kalır” diye belirtmiştir.

1974 yılında Boğaziçi Köprüsü’ nün yapımı ile birlikte mavnacılık önemini yitirmeye başlamıştır.  1980 sonrası Haliç yıkımlarının ardından motorlu mavnaların barınacağı yerler kalmayınca, ağaç motorlarının hepsine veda edilmek zorunda kalınmıştır.

Yalnız iş dünyasında değil, sosyal hayatta ve sivil toplum kuruluşlarında hem bilgi birikimini, hem de gücünü toplumsal alana vakfetmenin sorumluluğunu ve önemini bilen Mecit Kaptan, sosyal alanlarda da bir çok  faaliyette bulunmuş, kooperatif ve dernekler kurarak deniz esnafını bir araya toplamıştır. “İstanbul Mavnacılar Motorcular ve Romorkörcüler Derneği”nin kuruluşuna öncülük etmiş ve motorcular esnafı tarafından bu derneğin 1955-1956 yıllarında başkanı seçilerek 1978 yılında vefat ettiği tarihe kadar dernek başkanlığını  başarıyla yürütmüştür.

Daha sonra kendi başkanı olduğu dernek ile tüm İstanbul’daki derneklerin bağlı olduğu, günümüzde de faaliyetlerini sürdüren İstanbul Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği’nin başkanlığına 1961 yılında seçilmiş ve bu görevi de 1967 yılına kadar aralıksız başarıyla devam ettirmiştir. Başkanlığı sırasında esnaf ve sanatkârların istifade edeceği İstanbul Huzur Hastanesi ve Dinlenme Evleri Vakfı’nın kuruluşunda bulunmuş, bu vakıf adına Beyazıt’ta bulunan Esnaf Hastanesi’ni ve Altunizade’ deki Marmara Üniversitesi Hastanesi’nin de içinde bulunduğu vakıf arazisinde huzur evinin yapılmasına öncelik etmiştir. Vakıf bugün de çalışmalarına devam etmektedir.

Mecit Çetinkaya’nın sosyal faaliyetleri bu kadarla kalmamış, başka birçok dernek ve spor kulübünde de başkanlık yapmıştır. 1960’ların başında Karagümrük Spor Kulübü,  1965-1967 yıllarında Galata Spor Kulübü’nün en başarılı olduğu zamanlarda kulüp başkanlıklarını yürütmüştür. Aynı zamanda Kızılay Karaköy  (Beyoğlu) Dernek Başkanlığı ile Demokrat Parti Galata (Beyoğlu) İlçe Başkanlığı görevlerini de başarıyla yürütmüştür.

Mecit Çetinkaya, tüm girişimlerinin ve elde ettiği her başarının arkasında, en büyük desteği çok sevdiği ve değer verdiği eşi Hatice Çetinkaya’dan gördüğünü her fırsatta ifade etmiştir. Eşinin üstün desteği ve varlığı sayesinde bu durumlara geldiğini söyleyerek kendisiyle her zaman gurur duymuştur.

İstanbul’da her zaman hatırlanacak kalıcı izler bırakan ve ismi yaşamaya devam eden Mecit Çetinkaya’nın şu an ikisi vefat etmiş 9 çocuğu, 17 torunu ile 20 torununun çocukları vardır.

Mecit Kaptan,  19 Mart 1978 yılında, 66 yaşında İstanbul Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği’nin kongresinde yapmış olduğu  konuşmasının ardından evine dönerken arabasında fenalaşmış, kurucusu olduğu  Esnaf Hastanesi’nde, ailesini ve sevenlerini büyük acılar içinde bırakarak vefat etmiştir.

Osmanlı Dönemi deniz kültürü ile hemhal olmuş, gelenek ve yaşayış biçimi ile kökleri altı asra dayanan bir medeniyetin içerisinden süzülen deniz ulaşımı bilgisi ve becerisi ile donanmış olan Mecit Çetinkaya; çocuklarına ve torunlarına yıllarca  yaşatabilecekleri bir isim ve meslek bıraktıktan sonra yakınları tarafından ebedi yolculuğuna uğurlanmıştır

ÜÇ KUŞAK DENİZCİ…

Mecit Çetinkaya Denizcilik Şirketi, Manta Denizcilik Şirketi ve diğer şirketler rahmetli Mecit Çetinkaya’nın kendi ismini verdiği ailenin en küçük oğlu Mecit Çetinkaya ile dedesinin vefat ettiği 1978 yılında dünyaya gelen, dedesi ve babasıyla aynı ismi taşıyan torunu Mecit Mert Çetinkaya tarafından kurulmuştur.

Mecit Kaptan’ın daha 10 yaşına bile girmeden başladığı denizcilik tarihi ve zamanla sahip olduğu gemiler, bugün dünyanın tüm denizlerinde zor, naif ve güçlü hikayesiyle, Manta Denizcilik adı ve gururla yüzmektedir.

Bu şirketler, dededen kalan çalışma ilkesi ve dürüstlükle bugün sektörde var olmakta, geleceğe aynı ilkeler ve  emin adımlarla yürümektedir.

Mecit Çetinkaya’ nın hayatını detaylarıyla konu alan, yazar Sitem Ateş tarafından kaleme alınmış “Gölgenin Ağırlığı” adlı roman, bugün edebiyat dünyamızda hatırı sayılır bir güçle marka hikayemizi anlatmaktadır.

Türk Kurtuluş Savaşı yıllarında İnebolulu mavnacılarla birlikte gösterdiği üstün gayreti, tüm İnebolulu denizciler şahsında ve vefatının 25. Yılı nedeniyle;

M. Rahmi Koç Müzesi’nde kendisi için tahsis edilmiş özel bir köşeyle onurlandırılmıştır.

 

...
1917
1935
1940
...
1917
1935
1940
1978...
1917
1935
1940
1978...